İçeriğe geç
  • Dolar 49,6281
  • Euro 55,7043
  • Sterlin 66,5852
  • Bitcoin 4.022.332 ▼ %4,21

İzmir Haberleri

Dikkat çeken haber: Kasapoğlu: Gıda güvenliği insanlığın ortak sorumluluğudur: İşte detaylar

Dikkat çeken haber: Kasapoğlu: Gıda güvenliği insanlığın ortak sorumluluğudur: İşte detaylar

AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Dünya Gıda Günü etkinliğinde küresel açlık, gıda israfı ve sürdürülebilir tarım konularında değerlendirmelerde bulundu. Gıdanın bir silah olarak kullanılmasının asla kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 16 Ekim Dünya Gıda Günü vesilesiyle İzmir Ticaret Odasında düzenlenen bir programa katıldı. Burada yaptığı konuşmada, küresel açlık sorunundan gıda kaybına, sürdürülebilir tarım uygulamalarından su ve toprak verimliliğine, kadınların ve gençlerin üretimdeki yerine kadar pek çok konuya değindi. Gıda meselesinin yalnızca belirli günlerde ya da sadece kurumların görev alanında ele alınamayacağını belirten Kasapoğlu, gıda güvenliğinin tüm insanlığın ortak yükümlülüğü olduğunu söyledi.

TürkAta Haber'de yayınlanan habere göre, dünya genelinde milyonlarca kişinin açlıkla boğuştuğunu, milyarlarca insanın ise sağlıklı besine ulaşamadığını anlatan Kasapoğlu, teknolojinin geldiği noktaya rağmen bu durumun sürmesinin insanlık açısından önemli bir çelişki oluşturduğunu ifade etti. Küresel gıda verilerine işaret eden Kasapoğlu, üretilen besinlerin büyük bir kısmının tarladan sofraya varamadan zayi olduğunu ya da tüketimde çöpe gittiğini aktardı. İsrafın sadece yiyeceğin atılması anlamına gelmediğini vurgulayan Kasapoğlu, her ziyan edilen lokmayla birlikte o ürünün yetiştirilmesinde kullanılan suyun, toprağın, enerjinin ve üreticinin alın terinin de kaybolduğunu dile getirdi. "Çünkü bereket sadece üretmek değildir. Bereket, üreticinin kıymetini bilmek ve üretileni hakkaniyetle, adilce paylaşmakla olur" diyen Kasapoğlu, gıda kaybı ve israfına karşı herkesin sorumluluk taşıdığını, geleceği beslemenin ön koşulunun emekle üretilen nimeti korumak olduğunu kaydetti.

Emine Erdoğan'ın himayesinde sürdürülen Sıfır Atık projesinin çevre bilincinin ötesine geçerek dünya çapında önemli bir harekete dönüştüğünü belirten Kasapoğlu, Birleşmiş Milletlerin Uluslararası Sıfır Atık Günü'nü kabul etmesinin bu yaklaşımın uluslararası alandaki karşılığını ortaya koyduğunu söyledi. Gıda kayıplarının kaynağında engellenmesi ve atıkların yeniden değerlendirilmesinin tarımsal verimliliğe katkı sağlayacağını anlatan Kasapoğlu, tarladan sofraya süreçte oluşan atıkların tekrar toprağa, gübreye ve enerjiye dönüştürülmesinin kaynakların korunmasına yardımcı olacağını ifade etti. "İsrafı yönetemiyorsak kıtlığı yönetmemiz mümkün değil" şeklinde konuştu.

Savaş ve çatışmaların küresel gıda güvensizliğinin başlıca sebepleri arasında bulunduğunu aktaran Kasapoğlu, özellikle Gazze'de sivillerin gıda ve temiz suya erişiminin engellenmesine dikkati çekti. Açlığın ve kıtlığın insan eliyle oluşturulmasının ve gıdanın bir silah gibi kullanılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Kasapoğlu, gıdanın yalnızca ticari bir meta olarak görülemeyeceğini kaydetti. "Bizler için gıda ticari bir emtia değil; bir insan hakkı, yaşam hakkı ve insanlık onurudur" diyen Kasapoğlu, besine erişimin temel bir hak olduğunu vurguladı. Türkiye'nin küresel krizlerde çözüm üretme iradesine değinen Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi ile milyonlarca ton tahılın dünya pazarlarına, özellikle Afrika'daki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını hatırlattı. Türkiye'nin kriz ve adaletsizliklerin yaşandığı coğrafyalarda barış, diplomasi ve insani değerler doğrultusunda hareket etmeye devam edeceğini belirtti.

İzmir'in Bakırçay'dan Gediz'e, Küçük Menderes'e uzanan verimli topraklarıyla Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Kasapoğlu, tarımda değişen koşulların yeni bir üretim anlayışını zorunlu kıldığını söyledi. Azalan su kaynakları, artan kuraklık baskısı ve bozulan toprak yapısının tarımsal üretimin geleceği açısından ciddi sınamalar oluşturduğunu dile getiren Kasapoğlu, daha az kaynakla daha fazla verim elde edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Dünyada tüketilen tatlı suyun yüzde 72'sinin tarımsal üretimde kullanıldığını hatırlatan Kasapoğlu, sulama sistemlerinin iyileştirilmesi, su kayıp ve kaçaklarının azaltılması, yağmur suyundan yararlanılması ve atık suların yeniden kullanılması gerektiğini anlattı. "Su ve toprak verimliliği hepimiz için çok ama çok önemli bir konu" diyen Kasapoğlu, su kaynaklarının korunmasının gıda güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Tarımsal üretimde yenilikçiliğin önemine değinen Kasapoğlu, Anadolu çiftçisinin nesiller boyunca biriktirdiği bilgi ve tecrübenin üniversiteler, teknoparklar ve araştırma kurumlarının ürettiği bilimsel birikimle birleştirilmesi gerektiğini söyledi. Geleneksel tarım bilgisinin modern teknolojilerle desteklenmesinin verimliliği artıracağını belirten Kasapoğlu, üniversitelerdeki bilginin tarlaya, tarladaki deneyimin sanayiye, sanayide oluşan katma değerin ise üretime ve ihracata dönüşmesinin önemine işaret etti. İzmir'de üniversiteler, ilgili odalar, sivil toplum kuruluşları ve üreticilerin bir araya gelmesini kıymetli bulduğunu aktaran Kasapoğlu, bu iş birliğinin hem şehre hem de ülkeye önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

Tarımsal kalkınmanın güçlü bir insan kaynağıyla mümkün olacağını belirten Kasapoğlu, kadın üreticilerin ve gençlerin tarım ekosisteminde daha aktif roller üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Kadın çiftçilerin ve kadın kooperatiflerinin finansmana, teknolojiye ve üretim kaynaklarına erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kasapoğlu, kadın üreticilerin başarı hikayelerinin artırılmasının önemine dikkat çekti. Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Kasapoğlu, günümüz tarımının artık yalnızca fiziksel emekten ibaret olmadığını; biyoteknoloji, yazılım, veri, dron teknolojileri ve gastronomi gibi birçok alanı içerdiğini söyledi. "Gençlerimizi pasif izleyiciler ve tüketiciler olarak görmememiz gerekiyor. Gençleri bizzat direksiyonun başında, Türkiye'ye istikamet çizen, yol veren aktörler olarak görmemiz; onları bu sürece hep birlikte dahil etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Kadınların üretim gücü ile gençlerin yenilikçi yaklaşımının bir araya getirilmesinin tarımın geleceğini güçlendireceğini belirten Kasapoğlu, tarımın kadın üreticilerin güçlendiği ve gençlerin yeni girişimler geliştirdiği stratejik bir kalkınma alanı haline getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Kasapoğlu, Dünya Gıda Günü'nün gıda güvenliği, israfla mücadele ve gelecek nesillere karşı sorumluluklar konusunda ortak bir bilinç oluşturmasını temenni ederek, toprağa emek veren çiftçilere, gıda alanında çalışanlara, bilim insanlarına ve sanayicilere teşekkür etti.

TürkAta Haber Ajansı
İzmir Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…